The Blog

Endüstri 4.0: Yeni dönemde insanın rolü
Nisan 27th, 2018-Tedarik Zinciri, -Üretim Yönetimi, Yalın YönetimLütfi Apilioğulları 0 Comments

Yapay zekâ çalışmaları, robotların iş süreçlerinde daha fazla alanda yer almasını sağlamaktadır. Makineler otomatik çalışmak üzere tasarlanmıştı, robotlarsa kendi kendilerine öğrenmeleri için geliştiriliyorlar (Autonomous Robots). Endüstri döneminde sadece kendilerine öğretilen, tekrarlamalı işleri yapmaktan sorumlu olan robotlar, yapay zekâ teknolojileriyle artık kendi kendine öğrenebilen, karar verebilen ve insanlarla bir arada etkileşimli çalışabilen (Collaborative robots, hand-in-hand) bir moda doğru gelişiyorlar. Robotlar akıllanıyor; akıllandıkça daha da akıllanıyorlar. Yakın bir zamanda insanların yapmakta olduğu birçok işi bu akıllı robotlara yaptıracağız gibi gözüküyor. Montaj bantlarında, üretim hücrelerinde, lojistik sürelerinde ya da çağrı merkezlerinde…

Yeni dönemde teknoloji tabanlı sistemleri, ideal yöntemlerle tesis edebilmek için daha yetkin/nitelikli kadrolara gereksinimimiz olacaktır. Teknolojik gelişmeler insanların belirli alanlardan çekilmelerine sebep olacaktır. Peki, yeni dönemde insanlara ne yaptıracağız? Yeni dönem insandan beklenti nedir? İnsanlar yeni dönemde ne özelliklere sahip olmalıdır?

Bu sorulara dört ana başlıkta cevap verebiliriz sanıyorum:

  1. Tasarım: Karmaşık Sistemler tasarımı uzmanlığı
  2. İzleme/Analiz: Veri analizi yeteneği
  3. Aksiyon: Analitik Problem çözme yetkinliği
  4. Geliştirme: Hızlı öğrenme ve sürekli iyileştirme.

 

  1. İş süreçlerindeki tüm bileşenlerin (tedarikçi, müşteri, malzeme, makina, ürün, çalışan), mükemmel bir uyum içinde çalışarak kalite, maliyet ve hız anlamında istenilen performansı gerçekleştirebilmesi için son derece etkin, teknoloji tabanlı süreç tasarımları yapılması gereklidir. Malzeme – bilgi – süreç – para akışı nasıl olacak, hangi noktalar/a/dan hangi veriler, hangi teknolojiyle alınacak/gönderilecek, veriler nerelerde saklanacak/nasıl analiz edilecek/nasıl yorumlanacak, iş ve bilgi güvenliği nasıl sağlanacak gibi konularda sorun yaşanmaması için kapsamlı süreç analizlerine ve teknoloji uzmanlığına ihtiyaç vardır. Yeni dönemde, insanlardan beklenen sorumlulukların başında işletme operasyonlarını, riskleri en aza indirgeyerek yönetmek ve optimize etmek, firma ürün/hizmet değer önermesini gerçekleştirmek ve müşteri ile bütünsel bir zemin oluşturmak için gereken karmaşık sistemleri tasarlamak gelmektedir. Doğru ve etkileşimli çalışan tasarımlar, işletmelere önemli rekabet avantajı sağlayacaklar.
  2. Endüstri 4.0 kapsamında yemek yemeyen, mola yapmayan robotlarımızın olması hiç hata yapılmayacağı anlamına gelmez. Hiçbir sistem kusursuz değildir. Ama iç ama dış etkenlerden dolayı, hata yapma-yanlış sonuç çıkarma olasılığı vardır. Yeni dönemde süreçleri on-line izleme (surveillance), algoritma / korelasyon analizleriyle yapılandırılmamış verilerden anlamlı bilgi türetme konusu oldukça önemli hale gelecektir. Ağa bağlı binlerce nesneden gelen bilgilerin gerçek zamanlı izlenmesi ve yorumlanması için, uygulamalı matematik bilimini iyi bilen veri analistlerine ihtiyaç olacaktır.
  3. Aksiyon almadan bilgi toplamanın ya da veri analizi yapmanın bir anlamı yoktur. Analistlerin yorumları doğrultusunda problemleri çözmek, halen yaptığımız gibi asli işimizin önemli bir parçası olarak kalacak. Ancak sistemin kompleks ve birbiriyle etkileşimi olması, çok iyi süreç bilgisine ve problem çözme tekniklerinde hakimiyetin olmasını zorunlu tutmaktadır. Yeni dönemde, analitik bakış açısı yüksek ve PPS/DMAIC gibi farklı problem çözme tekniklerinin bir arada kullanabilen insanlara ihtiyaç olacaktır.
  4. Rekabet çok yüksek ve giderek sınırları zorluyor. Standartlar artık her yerde var ve olanı korumak artık yeterli gelmiyor. Rakipler sürekli iyileşiyor çünkü. O nedenle, halen de olduğu gibi sürekli iyileştirme konusu yeni dönemde de en etkili rekabet silahlarından biri olmaya devam edecek. Teknoloji temelli süreçlerde iyileştirmeleri etkin bir şekilde yapıp, standartları geliştirebilmek için hem süreç hem de teknoloji bilgisine iyi derecede sahip olmak gerekecektir. Gelişen teknoloji ve sistemleri hızlı öğrenebilen, inisiyatif alabilen ve gelişime açık kişiler bu anlamda ön plana çıkacaklardır.

Şimdi cevap bulunması gereken başka bir konuya geldik. Bu insanları nereden bulacağız ya da nasıl eğiteceğiz?

Bilgi güçtür, eğer doğru yerde kullanılıyorsa. Eğitim sistemi birçok kişinin eleştirdiği bir yapı. Endüstride; ara kademe eleman açığından, bilgili/bilinçli üniversite mezunu bulamamaktan ve eğitim sisteminden sürekli dert yakınırız. Sorunu devletin çözmesini bekler – dururuz. Eğitim sisteminde sorun yoktur demiyorum ancak, acaba biz ne kadar doğru stratejiler kuruyoruz ve uyguluyoruz. O nedenle önce konuya başka bir açıdan bakalım düşüncesindeyim.

Eğitim konusunda kişilere, firmalara, organize sanayi bölgelerine ve odalara kadar herkese sorumluluklar düşmektedir. İdeal ve sürdürülebilir bir kalkınma için farklı metotların denenmesi gereklidir kanısındayım.

Birçoğumuz devlet üniversitelerinde okuduk, mezun olduk. Başka yerlerde okuyanlar da farklı değil. Öğrendiğimizin çok az bir kısmını iş hayatında uyguluyoruz. Bunun bir nedenini, belki okullarda geçmiş teknoloji üzerine kurulu eğitimlerin, teorik ağırlıklı verilmesi olarak gösterebiliriz. Yapmamız gerekenleri ve nasıl yapacağımızı iş hayatında, yaşayarak, hata yaparak öğreniyoruz. Okul bize bir nosyon verdi; iş hayatıysa gerçek eğitimi. İş dünyasında teknoloji, süreç, yetişmiş ve yetişecek insanlar hep bir aradalar. Eğitim ve öğrenim için bundan daha iyi bir ortam olamaz sanıyorum. O halde neden kendi insanımızı, kendi ortamımızda eğitimler vermiyoruz? (Bunu çok iyi yapanlar var.) Bir akademi kurup, ihtiyacımız olan konularda gerek iç bünyeden yetişmiş uzmanlar, gerekse üniversite bünyesinden akademisyenlerden oluşan bir kadroyla, sistematik, teori ile pratiğin buluştuğu, uygulamalı mühendisliğin ana tema olduğu eğitim/gelişim programları uygulamıyoruz. Emekliliği gelmiş, uzman kişilerden istifade edilebilecek en etkin alanlar eğitim süreçleridir. Nasıl gelecek için Arge süreçlerine yatırım yapıyorsanız, insanınızın da eğitimine/geleceğine yatırım yapmanız gereklidir. Bu denli hızlı gelişen günümüz dünyasında, çalışanlarınızın yeni teknolojileri/sistemleri okulda veya onlara imkân tanımadan öğrenmelerini beklemeniz hayalden öte bir şey değildir.

Bu konuyu Toyota’nın insana yatırım felsefesiyle biraz açalım. İşletmelerin birçoğunda üretim hatları % 100’e yakın bir oranda planlanır. Hatlar ve çalışanlar kesintisiz ve tam zamanlı olarak üretim yaparlar. Olası boşluklar için gelecek dönemden planlar öne çekilir ve üretim yapılır. Çalışanların mesailerinin % 100’e yakın bir zamanı o günkü işleri yapmakla geçer. Eğitim almaz, kendini geliştiremez ve sorunlara kalıcı çözümler üretemezler. Bu nedenle mesai bile yaparlar. Bu durum haftalarca, aylarca, hatta yıllarca devam edebilir. Çalışan tek bir şey yapmaktadır. Her gün yaptığı şey neyse onu. Aynı işi yapmak, düzensiz mesai, kendini geliştirememek ve sürekli sorunlarla karşı karşıya kalma sonucunda stres yükselir, memnuniyetsizlik, verimsizlik artmaya başlar. Oysa üretim % 80 planlansa, kalan % 20 zaman kişilere eğitimler verilip, hem kendi hem de başka alanlardaki yetkinlikleri geliştirilse, bu durumdan işletme ve çalışan birlikte fayda görecektir. Çalışan daha yetkin, farklı işleri yapabilmenin hazzıyla daha mutlu olacak, işletmeyse farklı işleri, iyi derecede yapabilen, sorunlara kalıcı çözümler geliştirebilen çalışanlara sahip olacaktır.

Tercih sizin! Çalışanlarınızı sadece elleri/kolları olan ve verilen işi yapan bir robot olarak mı; yoksa düşünen, dert edinen ve çözüm üreten olarak mı görmek istersiniz ? Eğer, cevabını ikinci şık ise, eğitime, çalışanlarınızın gelişimine yatırım yapın. En iyi yatırım İNSAN’A yatırımdır!

 

Leave a Reply


9 − üç =

Affiliates

Follow Me On The Web!

Join Lean Ofis | Turkey

Yalın Yönetim

Lean Ofis | Blog üyelik için

Tesekkürler