The Blog

Gelişim ve Değişim

Teknoloji öyle bir noktaya doğru gidiyor ki, ileride daha erken varmak için – daha geç çıkacağız!

1969’da Ay programı kapsamında fırlatılan Apollo-10 uzay aracı, saatte 38.896 km/h hız ile Guinness Rekorlar kitabına girmişti. Bunun ardından, 2006 yılında Plüton’un keşfi için uzaya gönderilen New Horizon 69.000 km/h hıza ulaştı (mermiden 13 kat daha hızlı) ve 9 yıl gibi sürede Plüton’a en yakın noktaya ulaştı. Bilim adamları, şimdilerde füzyon teknolojileri ile 2032 yılında 321.000 km/h hıza ulaşmayı hedefliyorlar!

Eğer, New Horizon, 2006 yılında daha uzak bir gezegene / yıldıza, yaklaşık 50 yıl sürecek bir yolculuğa çıksaydı, 2032 yılında 26 yıllık mesafesini tamamlamış olacaktı. Bilim adamlarının 2032 yılına 321.000 km/h hızla giden bir roket geliştirdiğini, ve o yıl, New Horizon ‘un ardından, aynı hedefe doğru yolculuğa çıktığını düşünün. 2032 yılında, New Horizon yolun yarısını tamamlamış olmasın rağmen, yeni geliştirilen roket henüz yolun başındadır. Ancak, yeni roket New Horizon ‘dan 4,65 kat daha hızlı olduğu için, yaklaşık 7.12 yıl sonra New Horizon’a yetişecek ve 11 yıl sonunda, 2043 de hedefe ulaşmış, daha sonra 2054 yılında dünyaya geri dönmüş, ancak New Horizon hala hedefe ulaşamamış olacaktı!

Bu hıza ulaşmak mümkün olabilir mi bilmiyoruz ancak, dünyanın her geçen gün artan bir ivme ile geliştiğini görebiliyoruz. Yeni teknolojiyi, bırakın kullanmayı – henüz daha öğrenemeden, başka bir teknoloji ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu denli hızla gelişen dünyada, öğrenme hızımızı geliştirip, değişime adapte olma yeteneğimizi artırmazsak, rekabetçi olamayacağımız kesindir.

İnsanın ihtiyaçları, istekleri sınırsızdır (Platon). İnsanlık tarihinde gelişimin ana sebebi, sınırsız istek ve sürekli yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasıdır. Yeni ihtiyaçlar da ancak yeni bir şeylerin icat edilmesi ya da mevcudun geliştirilmesi ile karşılanabilir.

  • İcat konusu, gelişimi etkileyen bilimsel faktördür ve temelinde merak vardır. Bilim dünyası sürekli olarak yeninin arayışı içindedir. Henüz farkında olmadığımız, bundan dolayı ihtiyacımız olup olmadığını bilmediğimiz alanlardaki gelişmeler, genelde bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkar. Radyo, telefon, elektrik gibi icatlar, genelde pazarın talepleri doğrultusunda değil – bilim adamlarının merakları sonucu geliştirilmiştir. Bilim her zaman çalışmaya, geliştirmeye devam eder. Araştırır – geliştirir – sunar, sonra yine araştırır – geliştirir.
  • Mevcudun geliştirilmesi, yeni ihtiyaçları karşılamanın diğer yoludur. Günlük hayatımızda kullandığımız cihazların, kademeli gelişimi bu duruma örnek gösterilebilir. Ancak, her şey gibi, ihtiyaçlarında bir ömrü vardır. İhtiyacı karşılayan şeyden elde edilen marjinal fayda azaldıkça, tatmin oluşur ve bir ihtiyacın tatmin edilmesi – yeni bir ihtiyaç doğurur. Daha uzağa gitmek için büyük gemiler, daha hızlı gitmek için jet motorlu uçakların geliştirilmesinin temel nedeni, mevcudun artık yeterli faydayı sağlamaması, ömrünü doldurmasıdır.

Buradan yola çıkarak gelişimin tanımını, ‘ihtiyaçları karşılamanın daha iyi bir yolunu bulmak’, olarak yapabiliriz sanıyorum.

Gelişim döngüsü bu şekilde sürekli devam eder, yeni alanlar, sektörler oluşturur – bazı alanları yok eder ve kendi eko-sistemini oluşturur. Örneğin, elektrikli araç konsepti araç içindeki bir çok donanımın değişmesini zorunlu tutmaktadır. Artık araçlarda içten yanmalı motor, silindir, motor yağı, krank mili, buji, egzoz gibi komponentler olmayacak. Bunların yerine, daha fazla elektrik aksamı, kablo, elektronik devre elemanları, elektrik motoru ve batarya olacak. Bazı komponentlerin artık kullanılmayacak olması sektörel daralmaya yol açarken, yeni kullanılacak komponentler farklı alanlarda genişlemeye yol açacak, bu alanlarda gelişimin olmasını tetikleyecektir.

Gelişim, yeni ihtiyacın karşılanmasına dolaylı olarak etki eden destek alanları oluşturur. Büyük uçaklar, gemiler için büyük limanların inşa edilmesi, elektrikli araçlar için yeni tarz şarj istasyonlarının yapılması gereklidir. Benzer şekilde, bilgi teknolojilerindeki gelişim süreç performansına, hıza ve kaliteye olumlu etki etmesine rağmen, önemli boyutlarda bilgi güvenliği riski oluşturmaktadır. Bu riski ortadan kaldırmak için yazılım / donanım anlamında yeni geliştirmelerin yapılması gerekliliği – yeni meslekler, uzmanlık alanların oluşmasına neden olmuştur. Buradaki gelişmeler yeni ihtiyacın daha efektif bir şekilde kullanılmasına etki ettikleri gibi, daha farklı beklentilerin gelişmesine neden olarak, hem kendi alanlarında hem de destek oldukları sektörlerde – erken tatmin sonucunu ortaya çıkararak değişimin hızına da etki ederler.

Gelişim, bazı durumlarda başka bir teknolojinin gelişmesine bağlıdır. Örneğin, elektrikli araç konusu. Bu yeni bir şey değil. Epey bir zamandır dünyanın gündeminde – ancak henüz teknoloji bu konuda gelişimini tamamlamadı. Elektrikli araç konusundaki en büyük kısıt batarya teknolojisidir. Batarya zaten vardı araç üzerinde. Aydınlatma ve zayıf akım gereken elektronik devre elemanlarının enerjileri aküler üzerinden sağlanıyordu. Ancak şimdi bataryanın, aracın tüm enerji ihtiyacını uzun süre karşılaması ve hızlı şarj olması gerekiyor. Kimse her 200 km de bir, şarj istasyonunda 30 dakika bataryasını doldurmak istemez. Bu daha az ile yetinmek anlamına gelir. Makul olan, şarjın 800 – 1000 km mesafe dayanması ve benzin alınacak süre içinde bataryanın şarj olabilmesidir. Ancak, batarya teknolojisi halen istenilen yere ulaşılabilirmiş değildir. Teorik olarak iyi sonuçlar alınsa dahi ekonomik anlamda satın alınamadığı için henüz elektrikli araçlar tam olarak fosil yakıtlı araçların yerini alamamıştır. Bunun için batarya üreticilerinin – yani yan sektörün gelişim göstermesi gereklidir. Buda ancak malzeme ve fizik mühendisliğindeki bilimsel çalışmalar sonucunda gerçekleşebilecektir. Bir alandaki gelişim yan sektörler oluştururken, bir sonraki gelişimini, kendi oluşturduğu yan sektörün gelişimine bağımlı kılmaktadır. Ancak bu gelişim, ekonomik olarak tamamlandığı zaman domino etkisi ile birçok sektörün değişmesine / gelişmesine etki edecektir.

Gelişimin olabilmesi için bazı kısıtların aşılması gereklidir. Çok büyük bir gemiyi Süveyş ya da panama kanalında geçiremezsiniz. Kanalın genişliği buna engel olduğu gibi yeterli talebin oluşmaması da bu gelişimin gerçekleşmemesine neden olur.

Gelişim bu unsurlar üzerinden, değişken bir ritimle sürekli olarak gerçekleşir. İnsanlık önce öğrenmiş – öğrendikçe geliştirmiş ve pazara yeni ürünler / hizmetler sunulmuştur. Sunulan ürün / hizmet ile ihtiyaçlar karşılanmış – belirli bir süre sonra tatmin ortaya çıkmış ve yeni ihtiyaçlar doğmuştur. Yeni ihtiyaçların karşılanması için yine aynı çevrim izlenmiştir. Bu çevrimin günümüzdeki karşılığı: Pazara duyarlı olup ihtiyacı anlama, ihtiyaca uygun ürün geliştirme, geliştirilen ürünü tüketici ile buluşturma ve ürün yaşam süreci, olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüze kadar aynı şekilde süregelen bu süreçte değişen tek şey ritmin daha önceye göre daha hızlı olmasıdır.

 

Leave a Reply


üç × = 6

Affiliates

Follow Me On The Web!

Join Lean Ofis | Turkey

Yalın Yönetim

Lean Ofis | Blog üyelik için

Tesekkürler