The Blog

Üretim Yönetimi | İktisat 101
Mayıs 9th, 2014-Üretim Yönetimi, Yalın YönetimLütfi Apilioğulları 0 Comments

İktisat

“Alternatif kullanımı olan kıt araçlarla amaçlar arsındaki bir ilişki olarak insan davranışını inceleyen bilim”, olarak tanımlanmaktadır (Robbins, 1932).

Başka bir ifade ile iktisat;

–        İktisat, insan davranışlarının incelenmesinde bilimsel metodları kullananan bir sosyal bilimdir.

–        İnsan ihtiyaçları sınırsızken, kaynakların sınırlı olması kıtlık problemini oluşturur.

–        Kaynaklar alternatif amaçlar için kullanılabilir (Yeni fabika kurulması yerine başka alana yatırım yapılması gibi). Bu nedenle kaynakların nasıl kullanılacağına ilişikin seçim yapması gereklidir.

Buradan yola çıkarak İktisat biliminin insan ihtiyaçlarını karşılamak için kaynakların tahsisini, dağılımını ve kullanımını inceler diyebiliriz. İktisadi sorunun ana unsuru kıt kaynakların altetnatif kullanımlar arasında tahsisidir. Kaynak arzı sınırlıdır ancak insan ihtiyaçları ve istekleri sınırsızdır. Bu ihtiyaçların bazıları gıda, yiyecek, konut gibi temel gereksinimler iken bazıları da sinema bileti, tatil, tablet bilgisayar gibi isteklerdir. Kıt kaynak olması nedeni ile gereksinim ve ihtiyaçların aynı anda hepsinin karşılanması mümkün değildir. Bazıları elde edilirken bazıları ise o an için elde edilemez. O nedenle İktisadın temelinde kıtlık ve seçim sorunu yatar.

Ekonomilerin Amacı ve Kaynakları

Ekonomilerin temel amacı sınırsız insan gereksinimlerini ve ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bunun için elindeki kaynakları kullanır. Bu kaynaklar insan ihtiyaçlarını karşılamak için toplumun gereksindiği mal ve hizmetleri üretmenin araçlarıdır. Genel olarak bu kaynaklar üç ana kategoriye ayrılırlar.

– Toprak : Her tür doğal kaynak bu kategoriye girer. Üzerine ev, fabrikalar yapılabilen fiziksel toprak alan ile birlikte, yeryüzünün üstünde ve altında bulunan doğal kaynaklarda bunun içindedir. Tarımsal üretim, kömür ve petrol gibi maden üretimi, ya da deniz ve ormanlardan sağlanan kaynaklarda bu kategoriye girer.

– Emek : Emek insan kaynağı olarak tanınlanabilir. Fiziksel iş gücü ile birlikte  mal ve hizmet üretiminde kullanılan entellektüel ve zihinsel güçde buna dahildir.

– Sermaye : Mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan insan yapımı kaynaklardan oluşur. Tesisler, makinalar ve fabrika binalarını kapsar. 

Üretim İmkanları Eğrisi (İktisadi Büyüme)

İktisatın temel sorunu olarak kıtlık ve seçim sorunudur. Üretim imkanları sınırı, üretilebilen yani sınırın üzerinde ya da içinde kalan mal ya da hizmetler ile üretilmesi mümkün olmayanlar arasındaki sınırı temsil eder. Ekonomiler her zaman A,B,C gibi sınırın üzerinde olan noktaları D gibi sınırın içinde kalanlara tercih eder. Çünkü D noktasına kaynaklar eksik kullanılıyor demektir.

Üretim imkanlar eğrisinde A ürüne doğru bir artış, otomatik olarak B ürününde azalmaya etki edecektir.  Benzer şekilde B ürününe doğru artılda A ürününde azalmaya neden olacaktır. Oysa  bir ekonomi için sınırın tam üstünde olan bir noktada olmaktanda sınırı aşan bir noktaya gelebilmek önemlidir.

Bu durumda ekonominin daha fazla malı, bir diğerini azaltmadan yapabilme yeteneğini artırması yani üretim imkanları eğrisini sağa doğru kaydrıması gereklidir. Teknolojik gelişme ya da mal ve hizmet üretmenin daha iyi bir yolunun ekonominin üretken kapasitesini artırılması iktisadi büyüme olarak tanınlanmaktadır.

– Piyasa : 

Piyasa alıcı ile satıcının karşılaştıkları, mal dolaşımının gerçekleştirildiği yerlerdir. Başka bir ifade ile bir mala ilişkin piyasa belirli bir fiziksel alanı değil, bir malın alıcı ve satıcısının birbirleriyle haberleştiği bir durumu ifade eder. Piyasadaki alıcıların kollektif davranışları belirli bir mala ilişkin piyasa talebini belirlerken, satıcıların kollektif davranışları da piyasa arzını belirler. Piyasa güçleri olarak adlandırılan bu iki gücün etkileşimi ile malın piyasa fiyatı belirlenir.

Piyasalar balık piyasasında olduğu gibi bölgesel, gazete sektöründe olduğu gibi ulusal, bütün ülkede faaliyet gösteren kargo firmalarında olduğu gibi ulusal ve petrol, dogalgaz sektörlerinde olduğu gibi uluslararası olabilir.

– Talep :

Gereksinimlerin sınırsız olduğu koşullarda insanlar kıt kaynaklar nedeni ile tüm ihttiyaçlarını karşılayamazlar. İhtiyaçlarını belirli bir önceliğe ve satın alma güçlerine göre belirlemeye çalışırlar. Aynı şekilde üretilmiş olan her ürün satın alma gücü olsa dahi ihtiyaç olmayabilir. O nedenle efektif talep bir malı satın alma gücü ve isteğinin olmasını ifade eder.

Üreticiler tarafında üretilen malın tüketicilerinin belirli piyasa fiyatları ile o maldan almaya hazır oldukları miktarlara da ” talep ” denir.

Bireysel talep fonklsiyonu ; Da = f ( Pa, Ps, Pc, Y, T )

Da = Talep edilen a malının miktarı,

Pa = a malının fiyatı,

Ps = İkame mallarının fiyatı,

Pc = Tamamlayıcı malların fiyatı,

Y  = Tüketicinin belirli bir zamandaki geliri,

T  = Tüketicinin belirli bir zamandaki zevkleri

Talebi etkileyen birçok faktör vardır.

–        Malın fiyatndaki değişmeler talebi direkt olarak değiştirir. Talep miktarı ile fiyat arasındaki ilişkiye göre fiyat düşerse talep artar. Fiyattaki değişim talep doğrusunu kaydırmaz, doğru üzerinde hareket edilir.

–        Ekonomideki diğer “ilişkili” malların fiyatı talebi doğrudan etkiler. Bazı mallar arasında belirli yönde bir ilişki bulunabilir. Buna göre mallar ikiye ayrılır.

  • İkame (Benzer) Mallar: Aynı ihtiyacı karşılayan ya da aynı görevi yapan, birbirinin yerine kullanılabilen mallar. (Örnek: Çay ve kahve)
  • Tamamlayıcı Mallar (Complementary): Ancak birlikte tüketildiğinde ihtiyacı karşılayabilen mallar. (Örnek: Çay ve şeker)

–        Hane halk gelir düzeyi. Bir malın talebi, bütün mal fiyatları ve tüketicinin zevkleri sabitken, tüketicinin gelirine bağlı olarak değişme gösterebilir. Burada üç ihtimal vardır. Gelir artışı talebi artırır. Gelir artışı talebi önce artırır, sonra etkilemez. Gelir artışı talebi önce artırır; belirli bir noktadan sonra azaltır. Gelirdeki değişimlere verdikleri tepkilere bağlı olarak mallar iki gruba ayrılır.

  • Normal Mallar: Gelirdeki artış karşısında talebi artan mallar. (Örnek: Araba).
  • Düşük ya da Tutulmayan (Inferior) Mallar. Gelirdeki artış karşısında talebi azalan mallar. Tüketicinin geliri artınca bazı malların talebi artar ama gelir artışı devam edince talep azalır. Bunlara inferior mallar veya fakir mallar denir.(Giffen Paradoksı, Örnek: Ekmek)

– Arz :

Arz satıcıların karar ve davranışlarını ifade eder. Bir malın arzı, firmaların belli bir fiyattan ve belli bir zaman dönemi içinde piyasaya sunmak istedikleri ve sunabilecekleri mal miktarıdır. Başka bir ifade ile bir satıcının belirli bir zaman süresi içinde piyasada bir malın değişik fiyatları karşısında o maldan satmaya razı olduğu miktara “arz” denir. Bir malın üretimi ve piyasaya arzı farklı etkiler altındadır. Arzla bu değişik faktörler arasındaki matematiksel ilişkiye arz fonksiyonu denir.

Bir malın arzı, kendi fiyatının (Pa), diğer bütün malların fiyatlarının (P1…Pa-1), üretim faktörleri fiyatlarının (F1….Fm), teknolojinin (T) ve üretici zevklerinin (H) fonksiyonudur.

Sa = f (Pa, P1,…..Pa-1, F1……Fm, T, H)

Arzı etkileyen birçok faktör vardır.

–          Malın fiyatındaki değişmeler arzı direkt olarak değiştirir. Ceteris paribus (diğer etkenler sabit) varsayımı ile mal fiyatının artışı, üretimin daha karlı hale gelmesi ve bu durumun piyasadaki üreticileri daha fazla üretme yönünde motive edici olacaktır.

–          Diğer malların fiyatlarındaki değişme bir malın arz miktarını değiştirebilir. Örneğin kutu çikolatanın fiyatının düşmesi halinde, çubuk çikolata üretimi daha karlı hale gelebilir. Bu durumda kaynaklar daha az karlı hale gelen kutu çikolata yerine çubuk çikolata üretimine doğru kayar ve çubuk çikolata arzı artar. Bunun tam terside söz konusudur.

–          Üretim faktörleri fiyatlarındaki değişiklikler arz eğrisinin sağa ya da sola kaymasıne etki eder. Emek fiyatının artması maliyetleri artyırıp, karlılığı azaltacağı için eğriyi sağa doğru kaydırırken, üretimde kullanılan faktörlerden birinin fiyatının azalması eğriyi sağa doğru kaydırır.

–          Teknolojik değişmeler maliyetlere doğudan etki edeceği için doğrudan eğrinin sola ya da sağa doğru kaymasın etki eder.

Hükümet politikaları, hava koşulları gibi diğer faktörler de arz eğrisinin sola ya da sağa doğru kaymasına etki eder

– Piyasa Dengesi (Arz / Talep) :

Piyasada alıcı ve satıcılar zıt eğilimler gösterirler. Satıcılar fiyat yükseldikçe arzı artırırlar, alıcılar fiyat düştükçe talebi artırırlar. Bu iki zıt eğilim birbirini dengeler ve arz ve talep eşitlenir (ideal piyasa koşullarında). Arz ve talebin eşitlendiği nokta piyasa dengesi olarak tanımlanır.

–        Fiyat P0 dan düşükse, talep fazlası (arz yetersizliği) ortaya çıkar. Tüketiciler üreticilerin arz ettiğinden daha fazla miktarda mal talep ederler.

–        Fiyat P0 dan yüksekse, arz fazlası (talep yetersizliği) ortaya çıkar. Üreticiler tüketicilerin talep ettiklerinden daha fazla miktarda mal arz ederler. 

–        Piyasanın dengeye geldiği nokta E0 dır. Bu noktada talep edilen miktarla arz edilen miktar birbirine eşittir. Denge fiyatı P0 ve denge miktarı Q0.

Piyasa ekonomisi fevkalede ilginç bir yapıdır. Çünkü ortalıkta toplumun kaynakların dağıtan, insanlara neyi nasıl üreteceklerini yada neyi nasıl tüketeceklerini söyleyen bir merkezi otorite yoktur.  Bireyler üretim, tüketim, tasarruf, vs. ekonomik kararların kendi çıkarlarını düşünerek alırlar. Adam Smith: “yediğimiz ekmeği fırıncının bizi doyurma arzusuna borçlu değiliz.” (1774). Piyasalarda milyonlarca bağımsız kararın koordinasyonunu adeta bir “görünmez el” tarafından sağlanır. Piyasa ekonomisi, toplumun kıt kaynaklarını etkin şekilde alternatif kullanım alanlarına dağılımını ademi-merkeziyetçi bir süreçte gerçekletirir.

–  Marjinal Fayda ve Azalan Marjinal Fayda Teorisi :

Bu teori belirli bir malın tüketiminden elde edilen tatmin ya da faydanın, fiziksel birimlerin ölçüldüğü gibi ölçülebileceği varsayımına dayanır.

Fayda, malların ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını karşılama özelliğine denir.Bir tüketici bir malı kullandığında ondan fayda elde eder. Bir malı satın alan tüketici aslında o malın faydasını satın alır. Bu fayda kıtlıkla birlikte o malın değerini belirler.

Toplam fayda, bir mal ya da mal demetinin tüketilmesi neticesinde elde edilen tatmindir. Marjinal fayda ise, bu mal tüketiminin bir birim daha artırılması sonucu kişinin sağladığı ek tatmin düzeyidir. Bu nedenle “marjinal” kavramı bir bakış açısı ya da bir yaklaşım olayıdır. Mesela bir sürahi suyun içinden alınan bir bardak su bir marjinalliği ifade ettiği gibi bir ardak su içinden alınan bir yudum su da marjinal bir kavramdır.

Tüketici bir maldan tüketimini devamlı artırırsa sağlayacağı toplam fayda, tüketilen mal miktarı ile birlikte artmaya başlar. Tüketicinin tatminini maksimumlaştırdığı noktada toplam fayda eğrisi de maksimum olur ve azalmaya başlar. Marjinal fayda ise başlangıçtan itibaren giderek azalır ve doyma noktasında sıfır olur. Daha sonra negatif değer kazanır. Bu kanuna azalan marjinal fayda kanunu denir ve buna göre göre bir tüketici bir malın tüketim miktarını artırırsa o mal miktarının marjinal faydası azalır. Yani tüketim miktarı arttıkça o mal tüketimiden marjinal fayda azalma gösterir.

– Üretim Fonksiyonu :

Üretim, girdileri (faktörleri), yani toprak, emek ve sermayenin insan isteklerini tatmin etmek için mal ve hizmetlere dönüştürülmesi olarak tanımlanabilir. Bir başka ifade ile üretim süreçlerinde firmalar üretim faktörleri olarak adlandırılan girdileri kullanarak çıktılar elde ederler. Üretim faktörleri ile çıktı arasındaki ilişkiyi üretim fonksiyonu olarak tanımlayabiliriz.

Qx = f (F1, F2,…Fn)

Qx       : X malının belirli bir dönemdeki çıktısı

f          : Fonksiyonel ilişki

Fn        : Faktör girdileri

Üretim süreçlerinde bu faktörler (girdiler) genel olarak “toprak, emek, sermaye,”, sürecin çıktısı da üründür. Üretim fonksiyonunda amaç maksimum üretim ve maksimum kardır.

Qx = f (K, L)

Q         : Üretim miktarı, çıktı

L         : Emek, iş gücü

K         : Sermaye

Kısa dönem üretim fonksiyonu Q = (K, L) olarak tanımlanabilir. (Kısa dönemde tek bir faktörün değişeceği varsayımı yapılmıştır)

  • Toplam Ürün  (TP): İstihdam edilen işçi sayısı değiştikçe firmanın belli bir dönemde ürettiği toplam çıktıdır. Yukarıdaki örnekde TP 42 birimde maksimuma ulaşmaktadır.
  • Ortalama Ürün (AP): İşçi başına çıktıdır. Toplam ürünün işçi sayısına bölünmesi ile bulunur.
  • Marjinal Ürün (MP): Bir işçinin ilave edilmesi ile elde edilen ilave üründür. Bir başka ifade ile bir işçinin daha istihdam edilmesi sonucu toplam üründe meydana gelen değişikliktir.

MP= ΔTP/ ΔL formulü ile hesaplanır.

Yukarıdaki şekilde toplam ürün (TP), ortalama ürün (AP) ve marjinal ürün (MP) arasındaki ilişki gösterilmiştir. Azalan getiri nedeni ile ortalama ve marjinal ürün eğrtileri bir yerden sonra azalacaktır. Marjinal ürün ortalama ürünün üzerindeyken ortalama ürün artmaktadır. Marjinal ürün ortalama ürünün altında kalmaya başlayınca da ortalama ürün azalışa geçmektedir. Marjinal ürünle ortalama ürünün eşit olduğu noktada ortalama ürün maksimum seviyesindedir.

Uzun dönem üretimde tüm faktörlerin değişmesi mümkündür. Bunu iki üretim faktörünü, emek ve sermayeyi alarak gösterebiliriz. Bu durumda firmanın belli bir miktar üretimi emek ve sermayenin farklı bileşimlerini kullanarak üretmesi mümkündür.

Eşürün eğrisi belli malın belli bir miktarını en etkin şelkilde üretmek için gereken emek ve sernaye miktarı bileşimlerini gösterir. Daha fazla Q çıktısı alabilmek için eğrinin yukarı ve sağa doğru kayması gereklidir.

– Maliyet Kavramı :

Maliyetlere bir firmanın üretim sürecinde kullandığı üretim faktörlerine ödediği toplam miktar olarak bakabiliriz. Maliyetler ele alınırken muhasebecinin ölçme tekniği ile iktisatçının ölçme tekniği arasındaki belirgin farklar bulunmaktadır. Gider anlamında muhasebe üretim faktötlerine fiili ödenen fiyata bakarken, iktisat ise fırsat maliyetine bakar.

Fırsat maliyeti vazgeçilen en iyi alternetifin ölçüsüdür. O nedenle iktisat açısından kar’ın formulü;

Gelir – gider – fırsat maliyeti’dir.

Maliyetleri incelerken kısa ve uzun dönem arasında ayrım yapmak önemlidir. Kısa dönemde bazı faktörler sabit, bazıları değişkendir. Bunun anlamı bazı maliyetlerin, yani sabit maliyetlerin hiç çıktı üretilmese de ödenmesi gereklidir. Genel ya da kaçınılmaz maliyetler denilen de denilen sabit maliyetler binaların kiralarını, alınan borçların faizleri gibi giderleri içerir. Değişken maliyetler ise ham maddeler, çalışan ücretleri ve enerji gibi üretim sayısına odaklı diğer masrafları içerir. Çıktı üretilmiyorsa değişken maliyet de yoktur. Çıktı arttıkça firmanın değişken maliyetleri de artar. Bu nedenle bunlara doğrudan ya da kaçınınılabilir maliyetler de denir. Uzun dönemde ise tüm maliyetler değişken maliyetlerdir.

Kısa dönem maliyetlerde üç kavram önemlidir.

  • Toplam Maliyet (Total Cost: TC = TFC + TVC). Belli bir çıktıyı üretmenin toplam maliyetidir.

–        Toplam Sabit Maliyet (Total Fixed Cost: TFC)

–        Toplam Değişken Maliyet (Total Variable Cost: TVC)

  • Ortalama Maliyet (Average Cost: AC = TC / Q). Birim başına gereken maliyettir ve toplam maliyetin üretilen birim sayısına bölünmesi ile elde edilir.

–        Ortalama Sabit Maliyet (Average Fixed Cost: AFC = TFC / Q)

–        Ortalama Değişken Maliyet (Avarage Variable Cost: TVC = TVC / Q)

  • Marjinal Maliyet (Marjinal Cost: MC = ΔTC/ ΔQ). Çıktının bir birim değişmesi sonucunda toplam maliyetdeki değişmedir.

Buradan da görüleceği gibi marjinal maliyet “Toplam Maliyet” eğrisini minimum noktada kesmektedir.

Uzun dönemde tüm üretim faktörleri değişkendir ve bu farklı kapasiteler kullanılarak çıktının değişebileceği anlamına gelir. Uzun dönem ortalama maliyet eğrisi (LRAC) tüm kısa dönem maliyet eğrilerinin (SRAC) zarfıdır ve farklı çıktı düzeylerini üretmenin en düşük maliyetini temsil eder.

Leave a Reply


× 8 = otuz iki

Affiliates

Follow Me On The Web!

Join Lean Ofis | Turkey

Yalın Yönetim

Lean Ofis | Blog üyelik için

Tesekkürler